ABD Enerji Devlerinin Yunanistan Açıklarına Çıkarması

14.11.2025

Doğu Akdeniz Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Eşik

ABD enerji devi ExxonMobil'in Yunanistan açıklarındaki doğalgaz arama projesine ortak olması, Doğu Akdeniz'in jeoekonomik dengelerinde dikkat çekici bir ivmelenmeye işaret ediyor. Uzun yıllardır sınırlı kalan Yunan offshore aramalarının yeniden canlanması, yalnızca Atina'nın ulusal enerji stratejisi açısından değil, Rus gazına bağımlılığını azaltmaya çalışan Avrupa Birliği için de önemli bir açılım niteliği taşıyor.

Projenin Detayları ve Enerji Güvenliği Boyutu

ExxonMobil, Yunanistan'ın batısında yer alan Blok 2 ruhsat sahasında hisselerin %60'ını alarak projenin ana operatörü konumuna geldi. Ortaklık yapısı şu şekilde:

  • ExxonMobil – %60

  • Energean – %30

  • Helleniq Energy – %10

İyon Denizi'ndeki Blok 2, İtalya'nın Münhasır Ekonomik Bölgesi'ne oldukça yakın konumu ve jeolojik olgunluğu nedeniyle Yunanistan'ın en umut vadeden arama alanı olarak değerlendiriliyor.

1. Avrupa'nın Arz Güvenliği ve Rus Gazından Kopuş Süreci

Projenin ABD'li bir dev tarafından üstlenilmesi, Avrupa'nın enerji tedarikini çeşitlendirme ve Rusya'ya bağımlılığını azaltma çabalarına hem siyasi hem de finansal bir destek sunuyor. Olası bir keşif, gazın TAP (Trans Adriatic Pipeline) üzerinden Avrupa pazarlarına taşınmasıyla AB için alternatif bir tedarik hattı oluşturabilir. Bu durum özellikle enerji krizinin ardından "kırılgan arz güvenliği mimarisini" güçlendirme hedefiyle uyumludur.

2. Atina'nın Enerji Bağımsızlığı ve Bölgesel Rol Arayışı

Yaklaşık kırk yıl süren düşük profilli arama faaliyetlerinin ardından Yunanistan ilk kez ciddi ölçekli bir offshore sondaj operasyonuna hazırlanıyor. Atina için bu proje:

  • Net ithalatçı pozisyonunu yumuşatma,

  • Doğu Akdeniz'de "enerji transit merkezi" iddiasını güçlendirme,

  • Enerji diplomasisinde ABD ve AB ile uyumu derinleştirme

gibi çok katmanlı stratejik getiriler üretme potansiyeli taşıyor.

Analiz

ExxonMobil'in yatırımı, hem Yunanistan hem de AB enerji stratejisi için yapısal bir dönüm noktasıdır. Ancak projenin kaderi yalnızca jeolojik potansiyele değil:

  • Bölgedeki politik tansiyonun yönetilmesine,

  • Deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki tartışmalara,

  • Şirketlerin Akdeniz'in karmaşık güvenlik dinamiklerini yönetme kapasitesine

bağlı olacaktır.

ExxonMobil'in üst düzey yöneticisi John Ardill, ilk keşif sondajının 2026 sonu – 2027 başı döneminde yapılacağını belirtirken, ticari üretim için 2030'ların başını işaret etmektedir. Şirketlerin başlangıç aşamasındaki 50–100 milyon dolar aralığındaki yatırımların, projenin derinleşmesiyle önemli ölçüde artması bekleniyor.

Türkiye Açısından Stratejik Değerlendirme

Bu gelişme Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırmaktadır:

  • Güvenlik Boyutu: Ege ve Doğu Akdeniz'de haklarımızı korumaya yönelik faaliyetlerin güvenlik yükünü artırabilir.

  • Diplomatik Yansımalar: AB–ABD hattında Yunanistan'ın enerji dosyasında artan görünürlüğü, Ankara'nın bölgesel diplomasi alanını daraltabilir.

  • Enerji Hub Rekabeti: Ankara'nın "bölgesel enerji merkezi" hedefiyle doğrudan rekabet eden bir Yunanistan hamlesi ortaya çıkmaktadır.

Dolayısıyla Türkiye'nin bu yeni tabloyu diplomatik denge, deniz güvenliği, enerji politikası ve ekonomik çıkarlar ekseninde çok yönlü şekilde yönetmesi gerekmektedir.